mustafa ekicim

1 ve 0 arasında hayat

Archive for the ‘genel’ Category

Şiir-Eğer

leave a comment

Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
ve bunun sebebini senden bildikleri zaman
sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;
Eğer sana kimse güvenmezken sen kendine güvenir
ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;
Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan
veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen,
ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan,
bütün bunlarla beraber ne çok iyi ne de çok akıllı görünmezsen;
Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,
Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen,
Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır
ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen;
Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından
ahmaklara tuzak kurmak için eğilip bükülmesine katlanabilirsen,
ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını görür
ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;
Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir
ve yazı-tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen;
ve kaybedip yeniden başlayabilir
ve kaybın hakkında bir kerecik olsun bir şey söylemezsen;
Eğer kalp, sinir ve kasların eskidikten çok sonra bile
işine yaramaya zorlayabilirsen
ve kendinde ‘dayan’ diyen bir iradeden
başka bir güç kalmadığı zaman dayanabilirsen;
Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen,
ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen;
Eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitmezse;
Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen;
Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı,
altmış saniyede koşarak doldurabilirsen;
Yeryüzü ve üstündekiler senindir
Ve dahası
sen bir İNSAN olursun oğlum…



Rudyard Kipling

Written by admin

June 21st, 2010 at 2:43 pm

Posted in genel

Şiir-Adam Olmak

leave a comment

Çevrende herkes şaşırsa,
bunu da senden bilse,
sen aklı başında kalabilirsen eğer,
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır,
hem kendine güvenirsen eğer,
bekleyebilirsen usanmadan,
yalanla karşılık vermezsen yalana,
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana.
Düşlere kapılmadan düş kurabilir,
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer,
ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir,
ikisine de vermeyebilirsen değer,
söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz,
kandırabilir diye safları, dert edinmezsen,
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz,
koyulabilirsen işe yeniden.
Döküp ortaya varını yoğunu,
bir yazı turada yitirsen bile,
yitirdiklerini dolamaksızın dile
baştan tutabilirsen yolunu.
Yüreğine, sinirine dayan diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da,
herkesin bırakıp gittiği noktada,
sen dayanabilirsen tek.
Herkesle düşüp kalkar, erdemli kalabilirsen,
unutmayabilirsen halkı, krallarla gezerken,
dost da düşman da incitemezse seni,
ne küçümser, ne büyültürsen çevreni
her saatin her dakikasına
emeğini katarsan hakçasına
her şeyi ile dünya önüne serilir,
üstelik oğlum, adam oldun demektir…


Rudyard Kipling


Written by admin

June 21st, 2010 at 2:43 pm

Posted in genel

Kitap: Genç Werther’in Acıları

one comment

3-15-000067-10Johann Wolfgang von Goethe (1749- 1832) tarafından 1773 yılında yazılmış roman.

Elime 1961 basımlı eski bir kitap olarak geçti.(ev arkadaşım sağolsun) werther’i okurken gerçekten çok etkilendim.

<–alıntı–>
Özet
Hikaye, Werther’in mektuplaştığı arkadaşı Willhelm’in eliyle, mektuplar biçiminde anlatılır, zaman zaman, Willhelm sonradan öğrendiklerini de ekler (bu kısımlar bir sahne canlandırması tarzındadır); Büyük kentin yarattığı ruhsal çöküntüden doğaya kaçarak Wahlheim’e yerleşen aydın bir gençtir Werther. Orada tanıştığı soylu bir ailenin güzel kızı Lotte’ye aşık olur. Lotte de kayıtsız değildir bu aşka ama Albert’le nişanlıdır ve verilen sözler, ahlaki değerler önemlidir. Lotte Albert ile evlenir. Werther ise bir aile dostu olarak yer alır yanlarında. Ne var ki aşk ve dostluk arasındaki sınır çizgisi zayıftır. Sınırı geçmekten korkan Lotte, bir daha görüşmemeleri gerektiğini bildirir genç adama. Werther’in bu acıya dayanması ise imkânsızdır. Lotte’ye bir mektup yazar; “Bak Lotte! bana ölümün sarhoşluğunu tarttıracak olan o soğuk ve korkunç kadehi elime alıyorum. Onu bana sen uzatıyorsun, ben de alırken hiç duraksamıyorum. Hayatımın bütün istekleri ve ümitleri yerine geldi. Ölümün çelikten kapısını vurmak öylesine titretici ve çetin ki” diyen Werther, “Silahlar dolu. Saat on ikiyi vuruyor. Alınyazısı bu, önüne geçilmez. Lotte! Elveda Lotte! Elveda” sözleriyle son verir mektubuna ve yaşamına…
Tıpkı şiirleri gibi, Werther’de de kendi yaşamından bir parça vardır Goethe’nin. 1772 yılında hukuk stajını yaparken, bir arkadaşının nişanlısına aşık olduğu için yaşadığı duygu ve ahlak çatışmasından esinlenmiştir bu romanını yazarken. Sondaki intihar vakası ise, o sıralarda gazetelere yansıyan bir haberin verdiği ilhamla olmuştur. Onun başardığı, tekil yaşanmışlıkları, genel toplumsal bir bunalımın eşliğinde anlatabilmesindedir. Ve elbette, Goethe’nin şiirsel, tasvirlerle dolu zengin dili/üslubu, hikâyenin büyüsünü benzersiz biçimde derinleştirir.
Werther, “Sturm und Drang” (coşumculuk) akımının bütün izlerini taşıyan bir metin. Güçlü duygularla hareket etme, doğaya, çocuklara, pastoral bir hayata duyulan özlem, toplumsal kurumlara yönelik eleştiri hemen fark ediliyor. Ancak bütün bunlar yalnızca estetik bir tercihten kaynaklanmıyor; o yıllar Almanya’sının -Avrupa olarak genelleyebiliriz de- bireyi köşeye sıkıştıran koşullarını yansıtıyor! Dikkat edilirse, “doğa tercihi” romantizmin ve İngiliz Gotiğinin de çok önemli bir motifi olmuştur. İnsanda derin izler bırakan şey, bir edebi metinde yazarın hayal ürünü olarak anlattıkları değil, o metinde -somut gerçekliği- yansıtan duygu ve düşüncelerdir. Werther’in yarattığı coşkunluk da, özellikle Almanya’da, anlatılanların Alman ulusal kimliği ile çakışmasından kaynaklanmıştır. Onu yaratan değil, varolanı tasvir edendir Goethe! Goethe, kişisel olanla toplumsal olan arasındaki kopmanın kaçınılmazlığını ve bunun toplumsal nedenlerini, insanın manevi yaşamı ile coşku dünyasını benzersiz bir lirizm ve çözümsel bir sezgiyle ortaya koymuştur bu romanında. Goethe’nin Werther’i, bireysel tutku, toplumsal zorunluluk ve bu tür bireysel tutkuların genel temsili anlamı arasındaki doğrudan ilişkiyi çok açık biçimde gösterir.

Evrensel boyutlara ulaşmış ünüyle bugün dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri sayılan Goethe, henüz yirmi beş yaşındayken yazdığı Genç Werther’in Acıları’nda, kısa bir süre önce Charlotte adlı genç bir kadınla yaşadığı mutsuz ilişkiden yola çıkmıştı. Edebiyat dünyasına, karşılıksız aşkıyla intihara sürüklenen ‘Romantik kahraman’ı armağan eden bu büyüleyici mektup-roman, şiirselliği ve yaşama tutkulu bakışıyla okuyucuları mıknatıs gibi kendine çekmişti. Almanya’da bütün gençliği etkisi altına alan romanın, birçok intihara neden olduğu, Werther’in giydiği mavi frak, sarı yelek ve çizmelerin döneminde moda yarattığı, Napoléon’un bile kitabı sürekli yanında taşıdığı söylenir.

Son derece duyarlı ve tutkulu bir genç ressam olan Werther’in, düşsel dostu Wilhelm’e yazdığı mektuplardan oluşan Genç Werther’in Acıları, edebiyatta akılcılığın yerini alan duygusallığın bir başyapıtıdır.
</–alıntı–>

Written by admin

November 15th, 2009 at 3:43 am

Posted in genel,kitap

Tagged with ,

Disiplin…

one comment

“Batılı toplumlar kendilerini bulmakla ilgileniyorlar artık. İyi iletişim kurmakla, şekercimli, canım cicimli sohbetlerle, anlamak ve anlaşılmakla ve daha fazla mutluluk bulmakla” günleri geçiyor. “Ama hayat sorunlar olduğu zaman yaşamaya değer.” diyor Robert McKee.
Dünyanın en önemli senaristlerinden McKee disiplinli kişiliğiyle dikkat çekiyor. Bilgisini vermek için zamanın yetmeyeceği endişesiyle sahnesinin her saniyesini dolduruyor.McKee, kariyer sahibi olmak isteyen yazarlara bugün önemli dersler verdi. “Amatör bir yazar ile profesyonel bir yazar arasındaki fark açıktır. Bir profesyonel, yazdığı yazıyla asla ve asla yetinmez. Defalarca, yazar, siler, atar, çizer…taaki mükemmel hikayesine ulaşana kadar. Bir amatör ise, aklına gelen tüm düşünceleri kağıda döker, her bir fikrinin muazzam olduğu düşüncesiyle…”
“Ortalama insan, ortalama hayat ve ortalama işler”den nefret eden McKee, herşeyin en ama en mükemmelini yapmak için çalışın diyor. McKee, mükemmeli yakalamak için disiplin gerektiğini savunarak, bu tavrını 30 saat süren 3 günlük semineri boyunca göstermekten çekinmiyor.
İnandığınız şeyler için savaş verin, arkasını bırakmayın ve hep doğruluğu arayın öğüdünü ögrencilerine veren McKee, aslında başarılı bir kariyere sahip olmak isteyenlere hiçde bilinmedik tavsiyelerden bahsetmedi. Disiplin. Çok çalış. Iyi araştır. Pes etme.
Ama McKee’nin farkı, konuştuğu şeyler ile davranışının, tavsiyeleri ile hayatta yaptıklarının ve duruşunun bir olması.birde içindeki tutkunun alevler halinde yansıması…

Written by admin

March 12th, 2009 at 1:21 pm

Posted in genel

Değişimi gerçekleştirmek zordur

leave a comment

Değişimi gerçekleştirmek zordur; fakat her seferinde birparçayla, neler yapılacağını görebiliriz. Gelişimi sağlamak emek ister; ancakher gün atılan yeni bir adımla çok şeyler başarabiliriz.

Her şeye rağmen ilerlemek kolay değildir; hedefimizdenayırmadığımız rotayla istediğimiz yerlere gelebiliriz…

Değişim, biz izin verdiğimiz kadar gerçekleşecektir;amaçlarımız onları ne kadar istediğimize ve bu istekle onlara ulaşmak için nekadar fedakârlık yapacağımıza bağlıdır.

Evet, başarıya yürüyenlerden söz ediyoruz: Önce amaçlarınıbelirler, başarıya yürüyenler. İsteklerini kesin olarak ortaya koyarlar.Ardından eyleme geçip sonuna kadar çalışırlar. Sonuç her zaman olumlu olmaz;ama ısrarlıdırlar. Başarıya ulaşmak için değişime her zaman hazırdırlar. Buyürüyüşü hayatları boyunca yaparlar.

Düşlerdeki bir yaşam düşüncelerde başlar. İşte bu çalışmanınamacı; düşlerimizdeki yaşama ulaştıracak düşüncelerimizi yeniden gözdengeçirebilmektir.

Written by admin

September 16th, 2008 at 4:10 am

Posted in genel